Çarşamba, Nisan 25, 2007
Cumartesi, Nisan 21, 2007
RASULULLAH(S.A.V)'E İTTİBA ETMEK
Birçok değerin ve kıymet hükmünün alt üst olduğu,kalbi ve ruhi hayatın iflas ettiği,Muhammedi bir havanın bizden uzaklaştığı günümüzde,Efendimiz (s.a.v)'e ittiba etmek meselemizi çözümleyecektir.Zira sevgili Peygamberimiz Veda hutbesinde;"Size iki emanet bırakıyorum,onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız.O emanetler,Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir."buyurmaktadır.Müslim,Hac,147
Ancak -ittiba etmek- sadece sözde kalmamalı,özde olmalıdır.Bunun için yapılan anma törenleri güzel etkinlikler olmakla beraber,anmanın ötesinde sevgili Peygamberimizi daha iyi anlama yönünde adımlar atmalı ve onun sünnetine hayatımızın her safhasında uymalı ve Efendimiz (s.a.v)'i herkesten daha fazla sevmeliyiz.Çünkü hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır; "Sizden birinize ben, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz."Buhari, İman: 8; Müslim, İman: 69, 70.
O zaman gelin hep beraber Efendimizi(a.s)daha iyi tanımak için çaba sarfedelim,sünnetine sımsıkı sarılalım,kendimize düstur edinelim.Zaten Cenab-ı hak bu mealde şöyle buyuruyor;"(Ey Habibim!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”Al-i İmran 3/31.
Allah bizleri habibine uyan sevgili kullarından eylesin...
Ancak -ittiba etmek- sadece sözde kalmamalı,özde olmalıdır.Bunun için yapılan anma törenleri güzel etkinlikler olmakla beraber,anmanın ötesinde sevgili Peygamberimizi daha iyi anlama yönünde adımlar atmalı ve onun sünnetine hayatımızın her safhasında uymalı ve Efendimiz (s.a.v)'i herkesten daha fazla sevmeliyiz.Çünkü hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır; "Sizden birinize ben, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz."Buhari, İman: 8; Müslim, İman: 69, 70.
O zaman gelin hep beraber Efendimizi(a.s)daha iyi tanımak için çaba sarfedelim,sünnetine sımsıkı sarılalım,kendimize düstur edinelim.Zaten Cenab-ı hak bu mealde şöyle buyuruyor;"(Ey Habibim!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”Al-i İmran 3/31.
Allah bizleri habibine uyan sevgili kullarından eylesin...
Perşembe, Nisan 19, 2007
SEN KİMSİN?
Sen Allah’ü Tealanın “Muhakkak biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.” Hitabıma muhatap olan ve bu ilahi kitabın hakkını veren en sevgili kulsun.
Sen, dehşetli kıyamet gününde peygamber dahil herkesin “nefsi nefsi dediği ve secdelere kapandığı o günde, ümmetimi isterim yarab bağışlamadıkca secdeden kalkmam yarab” diye feryat edecek olan Habibi Kibriyanın ümmetisin .
Sen Hz. Resulullahın ashabına “orduya yardım edin dediği zaman” bütün servetini alıp getiren ve Resulullahın “çoluğuna çocuğuna ne bırakrın” sorusuna “Allah ve Resulunu bıraktım” cevabını veren Hz. Ebu Bekir’in yolundasın.
Sen devlet reisi olduğu halde içi su dolu tulumu yüklenerek halk içerisinde dolaşan ve oğlunun “Babacığım ne yapıyorsun ?” sorusuna “Kendimi biraz beğenir gibi oldum onu zelil etmek için böyle yapıyorum” diyen Hz. Ömer’in izndesin.
Sen müslümanlar arasında açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda Şamdan gelen, kendisine ait erzak yüklü bin deveyi yükleriyle beraber müminlere dağıtan Hz. Osman’ın ardındasın.
Sen cebindeki dört dirhen servetinin birini gizli, birini açıkça, birini gece ve kalan bir dirhemide gündüz kimsesizlere veren ve Allah Resulünün “niçin böyle yaptın “ sorusuna “Belki Allah bunlardan birisini kabul eder diye böyle yaptım” diyen Hz. Ali’lerin peşindesin.
Sen Allah yolunda cihada çıkan ve karşısında Atlas okyanusunu görünce atını dizlerine kadar suya süren ve kılıcını çekip “Yarabbi! Şahit ol önüme şu uçsuz bucaksız derya çıkmamış olsaydı şanını daha ileriye götürecektim” diye feryat edip göz yaşı döken Mücahitlerin peşindesin.
Sen Resulullahın müjdesine nail olup küfrün doğu kalesi İstanbul’u fethedip islama teslim eden ve bu zaferle yeni bir çağ açan Fatihlerin, dünyayı müslümandan başkasına dar gören Yavuzların, karaların ve denizlerin sultanı Kanunilerin neslisin.
Sen İstanbul’da okumaya başladığı ezanı Çaldıran ovasında bitiren, Tuna da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan, Hazal kıyıların da getirdiği tekbir seslerinin yankılarını Viyana kapılarında duyan kahramanların, şehitlerin torunusun.
Ve kısaca şairin ifadesiyle sen;
Malazgirt’te arslan, surlarda Ulubatlı Hasan,
Niğboluda Yıldırım,Kosovada Murat, Mohaç’ta Süleyman,
Sensin Çanakkale’de diş dişe gırtlak gırtlağa boğuşan,
Sen Hakk’ın kılıncı, Allah’a vurulmuşsun,
Sen şehitler çocuğu, kefensiz doğmuşsun.
Sen, dehşetli kıyamet gününde peygamber dahil herkesin “nefsi nefsi dediği ve secdelere kapandığı o günde, ümmetimi isterim yarab bağışlamadıkca secdeden kalkmam yarab” diye feryat edecek olan Habibi Kibriyanın ümmetisin .
Sen Hz. Resulullahın ashabına “orduya yardım edin dediği zaman” bütün servetini alıp getiren ve Resulullahın “çoluğuna çocuğuna ne bırakrın” sorusuna “Allah ve Resulunu bıraktım” cevabını veren Hz. Ebu Bekir’in yolundasın.
Sen devlet reisi olduğu halde içi su dolu tulumu yüklenerek halk içerisinde dolaşan ve oğlunun “Babacığım ne yapıyorsun ?” sorusuna “Kendimi biraz beğenir gibi oldum onu zelil etmek için böyle yapıyorum” diyen Hz. Ömer’in izndesin.
Sen müslümanlar arasında açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda Şamdan gelen, kendisine ait erzak yüklü bin deveyi yükleriyle beraber müminlere dağıtan Hz. Osman’ın ardındasın.
Sen cebindeki dört dirhen servetinin birini gizli, birini açıkça, birini gece ve kalan bir dirhemide gündüz kimsesizlere veren ve Allah Resulünün “niçin böyle yaptın “ sorusuna “Belki Allah bunlardan birisini kabul eder diye böyle yaptım” diyen Hz. Ali’lerin peşindesin.
Sen Allah yolunda cihada çıkan ve karşısında Atlas okyanusunu görünce atını dizlerine kadar suya süren ve kılıcını çekip “Yarabbi! Şahit ol önüme şu uçsuz bucaksız derya çıkmamış olsaydı şanını daha ileriye götürecektim” diye feryat edip göz yaşı döken Mücahitlerin peşindesin.
Sen Resulullahın müjdesine nail olup küfrün doğu kalesi İstanbul’u fethedip islama teslim eden ve bu zaferle yeni bir çağ açan Fatihlerin, dünyayı müslümandan başkasına dar gören Yavuzların, karaların ve denizlerin sultanı Kanunilerin neslisin.
Sen İstanbul’da okumaya başladığı ezanı Çaldıran ovasında bitiren, Tuna da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan, Hazal kıyıların da getirdiği tekbir seslerinin yankılarını Viyana kapılarında duyan kahramanların, şehitlerin torunusun.
Ve kısaca şairin ifadesiyle sen;
Malazgirt’te arslan, surlarda Ulubatlı Hasan,
Niğboluda Yıldırım,Kosovada Murat, Mohaç’ta Süleyman,
Sensin Çanakkale’de diş dişe gırtlak gırtlağa boğuşan,
Sen Hakk’ın kılıncı, Allah’a vurulmuşsun,
Sen şehitler çocuğu, kefensiz doğmuşsun.
Salı, Nisan 17, 2007
RİYA
Bloğu açtığım günden beri zaman zaman aklıma gelmiştir.Acaba riya oluyor mu,olmuyor mu diye?Aslında sadece sanal ortamda değil,gerçek hayatda da bu korkuyu yaşamak gerek.Çünkü -hafizenallah- riya;bir samimiyetsizlik,ahlaksızlıktır.
Peki dinen riyanın anlamı nedir?Riya;amel,söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakar veya mürai denir. Rasulüllah Efendimiz; Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır, "buyurmuşlardır. (Tirmizi, Hudut, 24)
Bir başka hadis-i şeriflerde ise efendimiz(a.s)şöyle buyurmuşlardır:"Her kim duyulsun diye bir iş işlerse, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır" (Müslim, Zühd, 38); "Şüphesiz riya şirktir" (İbn Mace, Fiten, 16).
Rabbim;Allah'a ve insanlara karşı samimi davranarak riyadan uzak durmayı nasip etsin hepimize.
Peki dinen riyanın anlamı nedir?Riya;amel,söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakar veya mürai denir. Rasulüllah Efendimiz; Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır, "buyurmuşlardır. (Tirmizi, Hudut, 24)
Bir başka hadis-i şeriflerde ise efendimiz(a.s)şöyle buyurmuşlardır:"Her kim duyulsun diye bir iş işlerse, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır" (Müslim, Zühd, 38); "Şüphesiz riya şirktir" (İbn Mace, Fiten, 16).
Rabbim;Allah'a ve insanlara karşı samimi davranarak riyadan uzak durmayı nasip etsin hepimize.
Salı, Nisan 10, 2007
GARİP BİR ÜLKEYİZ VESSELAM...
Aylardır bu konuyu tartışmaktan,dinlemekten,seyretmekten gına geldi inanın.Bu ülke böyle sığ tartışmalarla,kısır döngülerle nereye götürülmek isteniyor?Bu millete,bu devlete yazık değil mi Allah aşkına?Cumhurbaşakanlığı seçiminin nasıl yapılacağı,anayasamızın ilgili maddelerinde usül ve esaslarıyla açık ve sarih bir şekilde açıklanmışken;yaratılmak istenen bu kaos ve kargaşa neden?Bu konu üzerinden gıdalananlar mı var yoksa?Ne yapılmak isteniyor?Hukuku bu kadar zorlamanın,ortamı bu kadar germenin mantıklı bir açıklaması var mı?
Biz sanırım geçmişi,dünü çabuk unuttuğumuz gibi,yarını da düşünmüyoruz.Bu güne kadar Cumhurbaşkanlığı seçimleri nasıl yapılmıştı?Bugün neden aynı şekilde yapılmasın?Birilerinin gönlünü yapmak için;eski köye yeni adet mi getirelim yani?Şimdi açık ve seçik soruyorum:Eğer İktidardaki parti CHP,seçilecek Cumhurbaşkanı adayıda Sayın Deniz Baykal olsaydı,bu tartışmalar olur muydu?Hukuk bu kadar zorlanırmıydı?
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde muhakkak muhalefet olacaktır.Yapılan icraatlar beğenilecek veya beğenilmeyecektir.Bireyler,sivil toplum örgütleri v.s.fikirlerini beyan edecekler lehte ve aleyhte mitingler yapacaklardır.Bütün bunlar demokrasinin tamamlıyıcı unsurlarıdır.Ancak bunlar yapılırken meşru çerçevede kalmaya azami özen gösterilmeli,kullanılan argümanlara dikkat edilmelidir.
Ümidim;Ülkeyi gruplara bölmeden,cepheleştirmeden,ne kadar farklı düşünce olursa olsun birbibirine karşı hoşgörüyle yaklaşan,şekilde boğulmayıp meselenin özüne inebilen ve tartışabilen bir toplum olabilmemiz..Mevlam bakalım neyler neylerse güzel eyler...
Cumartesi, Nisan 07, 2007
PROF TEZİÇ'İN KARANLIK GEÇMİŞİ(!)
Geçtiğimiz günler Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili nev'i şahsına münhasır beyanatlarıyla gönlümüzdeki müstesna yerini perçinleyen,hukukçu kimliğine inandığımız(!)yılmaz bir demokrasi süvarisi olan sayın başkan;acaba cumhurbaşkanı adayı olmaya haiz gerekli şartları taşıyor mu?Cumhurbaşkanı olabilir mi?Yoksa olamaz mı,olmamalı mı?Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...
Pazartesi, Nisan 02, 2007
HUZUR
“Onlar (Allah’a yönelenler), iman eden ve Allah’ı anmakla kalpleri huzura kavuşan kimselerdir. Haberiniz olsun ki kalpler, ancak Allah’ı zikirle huzura kavuşur.” (Ra'd suresi/28’inci ayet)."Her kim fâni hayatı kendine esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim, bâkî hayata ciddî olarak yönelmiş ise, hem dünya hem de âhiret saadetine mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennet’in bekleme salonu hükmünde gördüğünden, hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.” (Sözler)
Cuma, Mart 30, 2007
Perşembe, Mart 29, 2007
Pazartesi, Mart 19, 2007
ANLAMLI SÖZLER
"Ya ümitsizsiniz, Ya da
ümit sizsiniz.
Ya çaresizsiniz. Ya da çare
sizsiniz.
Behçet Necatigil
"Küçük olaylar karşısında
sabırlı olmazsan
büyük planları
gerçekleştiremezsin."
Çin Atasözü
"Her kısın yüreğinde
titreyen bir bahar vardır.
Her gecenin peçesinin
ardında tebessümle
bekleyen bir şalak vardır.''
Halil Gibran
"Dağ ne kadar yüce olsa,
yol üstünden aşar.
Türk Atasözü
"Nerede olursanız olun
elinizdekilerle
yapabileceklerinizi yapın."
Theodore Roosevelt
"Taşı delen suyun gücü değil,
damlalarının sürekliliğidir."
"Hedefe yaklaştıkça,
zorluklar artacaktır.
Goethe
"İyi ağaç kolay yetişmez;
rüzgâr ne kadar
kuvvetli eserse ağaçlar da
o kadar sağlam olur."
J. Willard Marriot
Cumartesi, Mart 17, 2007
Cuma, Mart 16, 2007
HAYIRLI CUMALAR
“Allah yolunda öldürülenleri (şehitleri) sakın ölü sanmayın. Bilâkis onlar diridirler; Allah'ın Iütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiç bir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duyurmaktadır.”8 AI-i İmran, 169-170.
Behz. b. Hakim (r.a)'den, Rasulullah şöyle buyurdu: Kıyamet günü sizler yaya olarak, binitli olarak ve yüzüstü sürünerek mahşer yerine toplanacaksınız.(Tirmizi,2424)
Behz. b. Hakim (r.a)'den, Rasulullah şöyle buyurdu: Kıyamet günü sizler yaya olarak, binitli olarak ve yüzüstü sürünerek mahşer yerine toplanacaksınız.(Tirmizi,2424)
Salı, Mart 13, 2007
Cuma, Mart 09, 2007
DÜNYA HAYATI
Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?(En'am suresi/32)
Ka'b b. İyad (ra) demiştir ki; Ben Resulullahı (sav) şöyle buyururken duydum. “Her ümmetin bir büyük fitnesi (imtihan vesilesi) vardır. Benim ümmetimin baş fitnesi (sıkıntı sebebi) de maldır.
Ümmü Seleme (rah) validemizden nakledildiğine göre Peygamber (sav) Efendimiz şöyle dua ederdi: “Ey kalpleri halden hale değiştiren (Allahım), benim kalbimi dinin üzere sabit kıl !”
Ka'b b. İyad (ra) demiştir ki; Ben Resulullahı (sav) şöyle buyururken duydum. “Her ümmetin bir büyük fitnesi (imtihan vesilesi) vardır. Benim ümmetimin baş fitnesi (sıkıntı sebebi) de maldır.
Ümmü Seleme (rah) validemizden nakledildiğine göre Peygamber (sav) Efendimiz şöyle dua ederdi: “Ey kalpleri halden hale değiştiren (Allahım), benim kalbimi dinin üzere sabit kıl !”
Çarşamba, Mart 07, 2007
İSLAM VE KADIN
1-Kadın insan olma açısından erkek gibidir :Cenab-ı Hak buyuruyor . "Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan Rabbinizden korkun"(Nisa süresi 24)
2-Kadın dindar olmaya, iman ve ibadete ehliyetlidir :"Rableri onlara karşılık verdi : Ben sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmiyeceğim. Hep birbirinizdensiniz." (Al-, İmran Suresi 195)
3-İslam, kadına miras hakkı tanımıştır .
4-İslam eşler arasında hakları tanzim etmiştir ."Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bir derece daha fazladır." (Bakara Suresi 228)
5-İslam Boşanma Meselesini düzene Koydu.
6-İslam Kız Çocukların Katlini Yasakladı.
7-İslam, kadın erkek arasında yargı eşitliği getirdi
8-İslam kadına mülkiyet hakkı verdi.
9-İslam, kadınında eğitimine önem verdi.
10-İslam, kadına ikram edilmesini emretmiştir ."Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu." (Ahkaf Suresi 44)
2-Kadın dindar olmaya, iman ve ibadete ehliyetlidir :"Rableri onlara karşılık verdi : Ben sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmiyeceğim. Hep birbirinizdensiniz." (Al-, İmran Suresi 195)
3-İslam, kadına miras hakkı tanımıştır .
4-İslam eşler arasında hakları tanzim etmiştir ."Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bir derece daha fazladır." (Bakara Suresi 228)
5-İslam Boşanma Meselesini düzene Koydu.
6-İslam Kız Çocukların Katlini Yasakladı.
7-İslam, kadın erkek arasında yargı eşitliği getirdi
8-İslam kadına mülkiyet hakkı verdi.
9-İslam, kadınında eğitimine önem verdi.
10-İslam, kadına ikram edilmesini emretmiştir ."Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu." (Ahkaf Suresi 44)
Çarşamba, Şubat 21, 2007
Salı, Şubat 20, 2007
KAYLULE
Kaylule;Gün ortasında bir miktar uyumadır.Duha vaktinde olduğu gibi,öğleden sonrada kaylule yapılabilir.Kaylule uykusunun hükmü;sünnet-i seniyyedir.Rasulüllah (s.a.s): "Gündüz orucu için sahur yemeğinden ve gece ibadetine kalkmak için "kaylule"den yararlanın" (İbn Mâce, Savm, 22)
buyurmuşlardır.
Gece yemeği gündüz orucuna yardımcı olduğu gibi, kaylule etmek de gece ibadetine yardımcıdır. Gece ibadetine kalkmayacak bile olsa bu vakitlerde uyumak lüzumsuz dedikodu yapmaktan daha makbuldür. (İmam-ı Gazali)
İmam-ı a'zam Ebu Hanife her gün sabah namazını camide kılıp öğleye kadar sualleri olanlara cevab verir, öğleden önce oturduğu yerde kaylule yapardı. (Temimi, Mekki)
Gece yemeği gündüz orucuna yardımcı olduğu gibi, kaylule etmek de gece ibadetine yardımcıdır. Gece ibadetine kalkmayacak bile olsa bu vakitlerde uyumak lüzumsuz dedikodu yapmaktan daha makbuldür. (İmam-ı Gazali)
İmam-ı a'zam Ebu Hanife her gün sabah namazını camide kılıp öğleye kadar sualleri olanlara cevab verir, öğleden önce oturduğu yerde kaylule yapardı. (Temimi, Mekki)
Cumartesi, Şubat 17, 2007
GÜNAHLARIN GİZLİ KALMASI
Kul hakkını içermediği sürece günahları üçüncü şahısların bilmesine gerek yoktur.Çünkü günahların özünde “gizlilik” esası vardır ve bu muhafaza edilmelidir. Allah’ın “Settarü’l-uyub” ismi günahları gizlemek istemektedir. Af yolunun kapanmaması için günahların gizli kalması elzemdir.
Bediüzzaman hazretleri,insanın kusur ve günah işlemeye kabiliyetli bir fıtratı bulunduğunu beyan eder.Ayrıca Cenab-ı Hakkın Settar ve Ğaffar isimlerinin kusurlar ve günahlara karşı bir siper hükmünde bulunduğunu; yalnız Kendisine sığınıldığında Cenab-ı Hakkın günahları örttüğünü, gizlediğini ve bağışladığını kaydeder.
Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) buyuruyor ki:
* “Günahı açıktan işlemekten sıkılmayanlar hariç bütün ümmetim bağışlanmıştır. Geceleyin bir günah işleyip, Allah da yaptığı bu günahı örtmüşken sabahleyin kalkıp, ‘Akşam şöyle şöyle yaptım’ diyen kişi, açıkça günah işlemekten sıkılmayan kimselerdendir. Rabbi geceleyin suçunu örtmüşken, sabahleyin kalkıp Allah’ın örttüğü bu örtüyü kaldırıyor.”
* “Bir kul dünyada bir kulun ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”
* “Günah işlediğinde hemen tevbe et. Gizli işlediğin günaha gizlice, açıktan işlediğin günaha da açıktan tevbe et.”
* “Günah gizli kaldıkça sadece sahibine zarar verir. Ortaya çıktığında ise düzeltilmezse, topluma zarar verir.”
* “Allah’tan kusurlarınızı örtmesini ve sizi korktuklarınızdan emin kılmasını isteyin.”
* “Allah Teala şöyle buyuruyor: ‘Ben dünyada Müslüman bir kulumun örttüğüm bir kusurunu, ahirette ortaya çıkarıp onu rezil ve rüsvay etmeyecek kadar büyük kerem ve af sahibiyim.’”
Bediüzzaman hazretleri,insanın kusur ve günah işlemeye kabiliyetli bir fıtratı bulunduğunu beyan eder.Ayrıca Cenab-ı Hakkın Settar ve Ğaffar isimlerinin kusurlar ve günahlara karşı bir siper hükmünde bulunduğunu; yalnız Kendisine sığınıldığında Cenab-ı Hakkın günahları örttüğünü, gizlediğini ve bağışladığını kaydeder.
Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) buyuruyor ki:
* “Günahı açıktan işlemekten sıkılmayanlar hariç bütün ümmetim bağışlanmıştır. Geceleyin bir günah işleyip, Allah da yaptığı bu günahı örtmüşken sabahleyin kalkıp, ‘Akşam şöyle şöyle yaptım’ diyen kişi, açıkça günah işlemekten sıkılmayan kimselerdendir. Rabbi geceleyin suçunu örtmüşken, sabahleyin kalkıp Allah’ın örttüğü bu örtüyü kaldırıyor.”
* “Bir kul dünyada bir kulun ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”
* “Günah işlediğinde hemen tevbe et. Gizli işlediğin günaha gizlice, açıktan işlediğin günaha da açıktan tevbe et.”
* “Günah gizli kaldıkça sadece sahibine zarar verir. Ortaya çıktığında ise düzeltilmezse, topluma zarar verir.”
* “Allah’tan kusurlarınızı örtmesini ve sizi korktuklarınızdan emin kılmasını isteyin.”
* “Allah Teala şöyle buyuruyor: ‘Ben dünyada Müslüman bir kulumun örttüğüm bir kusurunu, ahirette ortaya çıkarıp onu rezil ve rüsvay etmeyecek kadar büyük kerem ve af sahibiyim.’”
Salı, Şubat 13, 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

