
Yine uzun uzun tartıştık.O günü iple çektik.Milletçe kulaklarımız ve gözlerimizle Beyaz Saraydan gelecek o açıklamaya odaklandık,o kelimeyi kullanacak mı kullanmayacak mı?"Türkiye'nin kırmızı çizgilerini aşacak mı aşmayacak mı?"diye.
Evet sevgili okurlar, o gün de geldi ve geçti işte.Bir 24 Nisan'ı yine geride bıraktık.Sayın Başkan o sihirli kelimeyi kendi seçmenlerine söz verdiği halde bizim hatırımıza yine söylemedi(!)Bizlerde deriiin bir nefes aldık."Ohh bee!.."dedik.
Şahsen bu diplomatik lisanı ben pek çözemiyorum.Anlayan varsa biri bana anlatsın.Yani bu kelimeyi kullansa ne olur kullanmasa ne olur?"Soykırım"dememişte "Büyük Felaket" demiş?Onlarmı bizi kandırıyor yoksa bizlermi birbirimiz kandırıyoruz?
İşin şu boyutuna isterseniz hiç girmeyelim.Nedir o boyut?600 yıl boyunca üç kıtada adalet ve hoşgörüyle hüküm sürmüş,fethettiği topraklarda adaletin ve hoşgörünün timsali olmuş,islam medeniyetini cihana yaymış olan o büyük ecdadımın hiç bir faaliyetini;Irak ta,Afganistan da,Filistin de zulmün ve vahşetin içine batmış,medeniyet yoksunu bir takım mihraklar medeniyet ve adalet adına sorgulayamaz,sorgulayamamalı.Nitekim bizim öyle bir zihniyetin,kültürün,medeniyetin,inancın insanları olmadığımızda aşikardır.Yarası olan gocunur...
Blogger;yazmasakta,sık sık uğrayamazsakta hayatımızın bir parçası olmuş.İnanın geçtiğimiz akşam monitörümün karşısına geçip biraz bloglar aleminde dolaşayım,arkadaşları ziyaret edeyim derken karşıma birden o mahkeme kararının yazısı çıkınca gerçekten üzülmüştüm.Bugün tekrar kontrol ettiğimde açılmış olması beni memnun etti.Bu vesileyle,bu anlamsız,saçma ve yasakçı zihniyeti kınıyor,yasak koymanın bir çözüm olmadığını,yasak koyan zihniyetlerinde artık bunun idrakine varmalarını diliyorum.Selam ve sevgilerimle...
Cuma günü “Kehf süresini” okumak sünnettir. *Hadisi şerifte; “Kim Cuma günü Kehf
süresini okursa, ona ayaklarının altından ufka doğru bir nur yükselir. Bu nurla kıyamet gününde,
ışıklanır ve bu kimsenin iki Cuma arasındaki günahları affolunur.”



