Cumartesi, Ocak 20, 2007

HİCRİ YILBAŞI

Hicri Takvimi Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir.

Medine'de İslam devletinin kurulmasından Hz. Ömer (r.a.) devrine kadar müslümanlar bazı önemli olayları tarih başlangıcı kabul edip buna göre zamanlarını tayin etmekteydiler. Mesela; Fil olayı, ficar savaşı, zelzele yılı, veda haccı yılı ve bazı önemli zatların ölümü gibi olaylar tarih başlangıcı olarak kabul edilmekteydi. Ancak bu, zaman zaman karışık bir durum arzediyordu. Hz. Ömer (r.a) bu karışıklığı gidermek amacıyla konuyu diğer sahabelerle istişare etti. Bu sırada meydana gelen olay bunun gerekliliğini bir kat daha arttırdı. Yemen Valisi Ya'la b. Ümeyye Hz. Ömer (r.a)'a gün, ay ve yılı belli olmayan bir mektup gönderir. Aynı şekilde yılı belli olmayan vadesi Şaban ayı, diye kaydedilen bir senet Basra Valisi Ebu Musa el-Eşari'ye getirilir. Sözkonusu senette geçen şaban kelimesinin, bu yıla mı, geçen yıla mı, yoksa gelecek yıla mı ait olduğu meselesi kesin olarak anlaşılmayınca bu tarih ve sened ihtilafa sebeb oldu ve konunun önemini ortaya çıkardı. Sahabiler meseleyi görüşerek tarih başlangıcı konusunda İran, Yunan vb. gibi ülkelerin takvimlerini benimseme tekliflerini ileri sürdüler. Ancak bu teklifler kabul görmeyince Hz. Ali (r.a) takvimin hicretin başlangıç olması gerektiğini ileri sürdü. Onun bu görüşü derhal benimsendi. Hz. Peygamber (s.a.s), rebiülevvel ayında hicret etmişti. Ancak kameri yıl muharrem ayı ile başladığından tarih iki ay sekiz gün geri alınıp Hicri takvimin başlangıcı 23 Temmuz 622 olarak tesbit edildi. Miladi ve Rumi tarihler gibi on iki ay esasına dayanan hicri yıl muharrem ayı ile başlar ve zilhicce ile sona erer. Hicri (kameri) aylar şunlardır: Muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülâhir, cemâzielevvel, cemâzielâhir, recep, şaban, ramazan, şevvâl, zilkade, zilhicce

Hicri takvim hicreti esas alır. Günümüzde kullanılan miladi takvim ise Hz. İsa'nın doğumunu 'tarih başlangıcı olarak esas almaktadır.

Bu vesileyle tüm mü'minlerin hicreti kutlu,yeni yılı mutlu,huzurlu ve hayırlı olsun inşallah.

8 yorum:

suveyda dedi ki...

"Ya Rabbi, bu yeni senede beni mağfiret-i ilahine, rıza-i ilahine ve hidayet-i ilahine mazhar eyle.Yeni açılan amel defterime rıza-i ilahine muvafık amel ile doldurmayı bana nasip eyle.Beni gadab-ı ilahine duçar edecek amellerden muhafaza buyur"

bu duayı gerçekleştirebilecek, buna mazhar olabilecek ameller yapmayı ve hicretler gerçekleştirmeyi nasip etsin Rabbimiz cümlemize.
her anımızda "kötülükten iyiliğe geçiş hicreti" yapabilmek için inş hicret senemiz olsun.

sizinde hicri yılınız mübarek olsun emircan bey...

Ali Kahya dedi ki...

hocam aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkür ederim. yeni hicri yılınızı da tebrik ederim.

bu vesile ile bir şey sormak istiyorum. peygamberimiz ve ashabının bu döneme ait uyguladıkları özel bir hal var mıydı? mesela oruç tutuyorlar mıydı? yeni yıllarından dolayı birbirlerini tebrik ediyorlar mıydı?

bu soruyu sorunca yeni hicri yıl tebriklerini eleştirdiğim düşünülebilir ancak öyle bir şey akla gelmesin, sadece merakımı gidermek istedim.

Ayşe dedi ki...

Muharrem ayı, tarih boyunca insanlık için dönüm noktaları sayılabilecek önemli olayların yer aldığı bir aydır. Bu sebeple gerek İslâm'da, gerekse İslâm'dan önce Muharrem ayına ayrı bir önem verilmiştir. Nitekim Peygamberimiz bir hadisinde: “Ramazan ayından sonra tutulan oruçların en hayırlısı, Allah’ın ayı olan Muharrem'de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz ise geceleyin kılınan namazdır.” buyurmuştur.

Ayrıca Peygamberimiz sallalahu aleyhi ve sellem, bu ayın Aşure günü olarak bilinen onuncu gününü, bir öncesi ve sonrası ile oruçlu geçirmeyi tavsiye etmiştir.

***

Müslümanlar, kendi sene başı gecelerinde ve günlerinde müsâfeha ederek, mektûblaşarak tebrîkleşir. Birbirlerini ziyâret eder, hediye verirler.Yeni senenin, birbirlerine ve bütün müslümanlara hayrlı ve bereketli olması için duâ ederler. Büyükleri, akrabâyı, âlimleri evinde ziyâret edip duâlarını alırlar. O gün, bayram gibi temiz giyinirler. Fakîrlere sadaka verirler.

Herşey Allah cc. rızası için..

Rabbim dualarımızı, kabul olanlardan eylesin..

emircan dedi ki...

Suveyda hanım,
Dualarınıza gönülden iştirak edip amin diyor,bilmukabele ben de sizin yeni hicri yılınızı tekraren tebrik ediyorum.
Ali bey kardeşim,
Çok teşekkür eder,sizin de yeni hicri yılınızı tebrik ederim.Sanırım Ayşe hanım meraklarınızı gidermiştir:)
Ayşe hanım,
Amin.Ayrıca bu güzel ve aydınlatıcı bilgileri bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim.Allah razı olsun.

Ali Kahya dedi ki...

teşekkürler ayşe hanım. açıklamalrınızı okudum. emircan hocam da iştirak etmiş anladığım kadarı ile ancak her ne kadar bu iddiamla biraz selefi görüş sahibiymişim gibi görüneceksem de benim bildiğim sahabelerin 1 muharrem için düzenledikleri, tertip ettikleri bir gelenek vs. yok. muharrem ayının tarihte bir çok hadiseye tanıklık ettiğini biliyoruz, aşure günü olarak adlandırılan 9-10-11. günlerin ikisinin oruçlu geçirilmesinin sünnet olduğunu da... bu günlerde fakir fukaraya yardım edilmesi, sanki bir bayrammış edasında geçirilmesi gerektiği hususunu da biliyoruz ancak yıl başı tebriği ile ilgili bir bilgim yok.

buna niye bu kadar taktığımı da beyan edeyim. hicri yıl başlarını tebrik etme alışkanlığı son 5-10 senedir yaygınlaştı ve bana biraz miladi yıl başını kutlayanlara nazire yapılıyormuş, onları takliden yapılan bir tebrikleşme imiş gibi görünüyor.

sizin alıntıladığınızı sandığım kısmın kaynağını da merak ettim. mümkünse öğrenmek isterim.

netice-i kelam; tebrikleşmeye karşı değilim. kimseyi fikrinden dolayı kınamıyorum da. sadece merakımı çeken bir konuyu hocamla ve diğer yorumcu arkadaşlarla paylaşmak istedim. o kadar.

Ayşe dedi ki...

tebrikleşme ile ilgili link:

http://www.turktakvim.com/tekbilgi/geceler.htm

müslüman,hıristiyan ve yahut yahudilerin birbirlerine benzeyen ibadet ve adetlerinin olduğu aşikardır.
önemli olan; iyi niyetle,abartıya kaçmamak..
gerçek bir müslüman ne gün olursa olsun, sadece Allah'ın rızasını kazanmak için israfa kaçmadan hediyeleşir ve de tebrikleşir diye düşünüyorum.

taklit edilmiş olsa bile ki zannetmiyorum; Peygamberimizin hicret ettiği günün hatırlatılması, başta çocuklarımız ve bizler için öğretici ve şevklendirici bir harekettir.

mehmetabi dedi ki...

Başta Emircan Hocam ve Ali Bey olmak üzere Herkese Kalbi Selamlar

Bizler çocukken dini manada kutlanan ve tebrik edilen iki bayram vardı
Ramazan ve Kurban Bayramları malumunuz.
Birde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi ve diğer mübarek kandil gecelerimiz vardı.
Miladi,Hicri,Rumi vb Yılbaşı kutlamaları bu kadar yaygın değildi veya ben hatırlamıyorum

Son zamanlarda insanlar,toplumlar ve devletler birbiriyle yarışır bir şekilde kutlanacak o kadar çok dünyevi ve uhrevi günler ve geceler meydana getirildiler ki;
Nerdeyse hergün bayram ilan edilecek :-)

Yerli veya yabancı İslami veya gayrı İslami o kadar çoklar ki saymakla bitmez...
Ahirzaman alametlerinin biri de bid'aların artması olsa gerek...

Gerçi çocuklarımıza İslami gün ve gecelerin mana ve önemini anlatmak Ayşe Hanımın dediği gibi sünnet olan ibadetlerimizi ve hayra neden olacak işleri yapmak açısından bunlar güzel ve faydalı vesileler olsalar da doğrusu ben de nazire ve taklidçilik yapıldığı konusunda Ali Beyin görüşlerine katılıyorum.

Sizleri tenzih ederim ama toplum olarak genelde lübbü bırakıp kışrla yani özü bırakıp kabukla ve şekille uğraşmak daha kolaycı bir yol olarak gelmektedir sanırım.

Okumak öğrenmek anlatmak...
Dilimizle okurken hal ve etvarımızla naşir olmak...
Anlattıklarımızı ve öğrendiğimizi başta nefsimizde layıkıyla yaşayarak örnek olmak...
Her hal ve tavrımızla Kur'anı ve Sünneti hayat ve yaşam kaynağımız yapmak..
İşte en güzel kutlanacak ve tebrik edilecek hallerimiz bunlar olmalı.

Dualarda dualaşmak duasıyla;
Dua eder dualarınızı beklerim
Allah yar ve yardımcımız olsun

mehmetabi dedi ki...

Muhterem Emircan Hocam
Hicri Yılbaşı hakkında faydalı bilgi veren güzel yazın ve bu blogda yayınladığın diğer harika istifadeli yazıların için sana ayrıca teşekkür ederim.
Allah razı olsun.