Perşembe, Nisan 19, 2007

SEN KİMSİN?

Sen Allah’ü Tealanın “Muhakkak biz insanı en güzel bir şekilde yarattık.” Hitabıma muhatap olan ve bu ilahi kitabın hakkını veren en sevgili kulsun.

Sen, dehşetli kıyamet gününde peygamber dahil herkesin “nefsi nefsi dediği ve secdelere kapandığı o günde, ümmetimi isterim yarab bağışlamadıkca secdeden kalkmam yarab” diye feryat edecek olan Habibi Kibriyanın ümmetisin .

Sen Hz. Resulullahın ashabına “orduya yardım edin dediği zaman” bütün servetini alıp getiren ve Resulullahın “çoluğuna çocuğuna ne bırakrın” sorusuna “Allah ve Resulunu bıraktım” cevabını veren Hz. Ebu Bekir’in yolundasın.

Sen devlet reisi olduğu halde içi su dolu tulumu yüklenerek halk içerisinde dolaşan ve oğlunun “Babacığım ne yapıyorsun ?” sorusuna “Kendimi biraz beğenir gibi oldum onu zelil etmek için böyle yapıyorum” diyen Hz. Ömer’in izndesin.

Sen müslümanlar arasında açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda Şamdan gelen, kendisine ait erzak yüklü bin deveyi yükleriyle beraber müminlere dağıtan Hz. Osman’ın ardındasın.

Sen cebindeki dört dirhen servetinin birini gizli, birini açıkça, birini gece ve kalan bir dirhemide gündüz kimsesizlere veren ve Allah Resulünün “niçin böyle yaptın “ sorusuna “Belki Allah bunlardan birisini kabul eder diye böyle yaptım” diyen Hz. Ali’lerin peşindesin.

Sen Allah yolunda cihada çıkan ve karşısında Atlas okyanusunu görünce atını dizlerine kadar suya süren ve kılıcını çekip “Yarabbi! Şahit ol önüme şu uçsuz bucaksız derya çıkmamış olsaydı şanını daha ileriye götürecektim” diye feryat edip göz yaşı döken Mücahitlerin peşindesin.

Sen Resulullahın müjdesine nail olup küfrün doğu kalesi İstanbul’u fethedip islama teslim eden ve bu zaferle yeni bir çağ açan Fatihlerin, dünyayı müslümandan başkasına dar gören Yavuzların, karaların ve denizlerin sultanı Kanunilerin neslisin.

Sen İstanbul’da okumaya başladığı ezanı Çaldıran ovasında bitiren, Tuna da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan, Hazal kıyıların da getirdiği tekbir seslerinin yankılarını Viyana kapılarında duyan kahramanların, şehitlerin torunusun.

Ve kısaca şairin ifadesiyle sen;
Malazgirt’te arslan, surlarda Ulubatlı Hasan,
Niğboluda Yıldırım,Kosovada Murat, Mohaç’ta Süleyman,
Sensin Çanakkale’de diş dişe gırtlak gırtlağa boğuşan,
Sen Hakk’ın kılıncı, Allah’a vurulmuşsun,
Sen şehitler çocuğu, kefensiz doğmuşsun.

10 yorum:

cenkunal dedi ki...

Muhteşem şiir.
Alkışlıyorum.
Ve onlara layık birer evlat olmayı Rabbimden nasib etmesini niyaz ediyorum.

Mihriye Sultan dedi ki...

MÜKEMMEL BİR ŞİİRDİ...

Gamzeli dedi ki...

Çok güzeldi...

Biişey sorucam kim yapmış olabilir sizin adınızla bende bir anlam veremedim...mazur görün şimdi dikkat edince 2. yorumunuzu gördüm..

~Gamzeli~

mehmetabi dedi ki...

Evet saygıdeğer Hocam
Ben de ayakta alkışlıyorum
İnşallah layık oluruz
Müsaadenle Veysel Karaninin bir münaacatını buraya eklemek istiyorum:
Evet bütün mevcudat,
güya lisan-ı hal ile,
Veysel Karanî gibi şöyle münacat ederler; derler ki:

"Yâ İlâhenâ! Rabbimiz sensin!
Çünki biz abdiz. Nefsimizin terbiyesinden âciziz.
Demek bizi terbiye eden sensin!..

Hem sensin Hâlık! Çünki biz mahlûkuz, yapılıyoruz.

Hem Rezzak sensin! Çünki biz rızka muhtacız, elimiz yetişmiyor.
Demek bizi yapan ve rızkımızı veren sensin.

Hem sensin Mâlik! Çünki biz memlûküz. Bizden başkası bizde tasarruf ediyor.
Demek mâlikimiz sensin.
Hem sen Aziz'sin, izzet ve azamet sahibisin!
Biz zilletimize bakıyoruz, üstümüzde bir izzet cilveleri var.
Demek senin izzetinin âyinesiyiz.

Hem sensin Ganiyy-i Mutlak! Çünki biz fakiriz.
Fakrımızın eline yetişmediği bir gına veriliyor.
Demek gani sensin, veren sensin.

Hem sen Hayy-ı Bâki'sin! Çünki biz ölüyoruz.
Ölmemizde ve dirilmemizde,
bir daimî hayat verici cilvesini görüyoruz.

Hem sen Bâki'sin!
Çünki biz, fena ve zevalimizde senin devam ve bekanı görüyoruz.

Hem cevab veren, atiyye veren sensin!
Çünki biz umum mevcudat,
kalî ve hâlî dillerimizle daimî bağırıp istiyoruz, niyaz edip yalvarıyoruz.
Arzularımız yerlerine geliyor,
maksudlarımız veriliyor.
Demek bize cevab veren sensin. Ve hâkeza..."

Allaha emanet olunuz

emircan dedi ki...

Estağfirullah Gamzeli hanım.İnanın ben de pek anlam veremedim.Kim,niçin böyle yapmış anlamadım??Benim o yazımı pekala bloğumu kaynak göstererekte aktarabilirdi.Ancak benim adımla olunca iyi niyetden yoksun olarak telakki ettim.Çok önemli değil ama,ders çıkarmak gerek.Çünkü herhangi birisi herhangi bir konuda herhangi bir şahsın adına yorum bırakıp kişiyi zan altında bırakabilirmiş demek bu bloglar aleminde.Dikkatli olmak gerek vesselam...

emircan dedi ki...

Katılımcı arkadaşlara teker teker teşekkürlerimi bildirir,sağlık ve mutluluklar dilerim.

Merve Zeynep dedi ki...

Sendedir mahzen-i esrar-ı mahabbet sende
Sendedir ma’den-i envar-ı fütüvvet sende
Gizli gizli dahi vardır nice halet sende
Ma’rifet sende hüner sende hakikat sende
Nazar etsen yer ü gök duzah u cennet sende
Arş u kürsiyy ü melek sendedir elbet sende

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen...

NeLLy dedi ki...

bu 'sen' yazisinin yazari kimdir biliyor musunuz? elli tane sitede, forumda vesairede buldum ama hicbiri yazarina pay vermemis.

emircan dedi ki...

nelly,
Bana mail şeklinde gelmişti bu yazı.Araştırdım ama ben de bulamadım maalesef.Bulursam pekala bildiririm..

NeLLy dedi ki...

peki, tesekkurler