Çarşamba, Ekim 04, 2006

HÜSN-Ü ZAN

Kainatı yaratan ve bizlere binbir çeşit nimetleri musahhar kılan,rahmeti tüm mahlukatı saran,Erham-ur rahimin olan Cenab-ı Hakka neden hüsn-i zan etmeyelim?

Zayıf olarak yaratılan biz insanlar amellerimizle cennete girebileceğimizi,hesap gününü kazasız belasız olarak atlatacağımızı sanıyorsak aldanıyoruz demektir.Bakınız;
bir hadiste Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Ey mü'minler! Amel ve ibadetlerinizi) itidal üzere yapın, ifrattan kaçının. Zira sizden hiç kimseyi (ateşten) ameli kurtaracak değildir." Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."

Hal böyle iken;Gaflet deryasında yüzen biz müslümanlar hangi amelimize güvenipte,hangi yüzle Allah'ın huzuruna çıkacağız?

Peki ümitsiz mi olalım?Herşeyi bırakalım mı?Tabii ki hayır.Onun emirlerine uyalım,yasaklarından kaçınalım.Akdimize riayet edelim.Allah'ın ipine sımsıkı sarılalım ve rahmetinden umudu kesmeyelim.Çünkü Allah'ın rahmeti sonsuzdur.Buna dair hadisler çoktur.Bazıları şöyledir:

Kıyâmet günü, Allahü teâlâ bir kulunun Cehennem'e atılmasını emreder. Cehennem'e götürülürken, arkasına dönerek yâ Rabbî! Dünyâda iken (Cennetine kor diye) sana hep hüsn-i zan ettim deyince, onu Cehennem'e götürmeyiniz! Kulumu, bana olan zannı gibi karşılarım buyurur. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)
Bir başka hadis-i şerifte ise;
Selmânu'l-Fârisi (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "AIlah'ın yüz rahmeti var. Bunlardan biriyle mahlükat kendi aralarında birbirlerine merhamet gösterirler. Doksandokuz rahmet de Kıyamet günü içindir."

Netice olarak;İnanalım ve görevlerimizi yerine getirelim.Ama amellerimize güvenmeyelim.Fakat "Allah kabul ediyor mu?"diye şüpheye de düşmeyelim ve rahmetini umalım.

6 yorum:

Siyah Zambak dedi ki...

ah şu ademoğlu, sahabilerden birisi yanlış hatırlamıyorsam hz.ömer, " cennete girecek bir kişi var deseler benmiyim diye ümitlenirim, cehenneme atılacak birisi var deseler, benmiyim diye korkarım" demiş. ama bazan ben düşün düşün işin içinden çıkamayınca kendi kendimi "allah zaten bizleri korkutmak için böyle demiştir, aslında mezara girince göreceğiz ki azap falan yokmuş" diye teskin ediyorum, sonrada acaba küfre girer mi diyorum..

Mühendis dedi ki...

Allah razı olsun
çünkü bu zamanda insanlar o kadar ümitsiz içindekilerki.. amelim az diye az olan amellerinden de kaçıyorlar. oysa ki bi başlansa gerisi gelecek ama başlamak zor geliyor galiba..
var olan ibadetlerimizi azar azar arttırabilsek, onları düzenli bir şekilde devam ettirebilsek...

Duha dedi ki...

Bu havf ve reca sanırım.Ama ben hüsn-ü zan denince sizin bahsettiğiniz anlamın dışında biz insanlar arasındaki beşeri ilişkilerimiz aklıma geliyor. Karşımızdakine öncelikle hüsn-ü zanla yaklaşmalıyız

emircan dedi ki...

Siyah Zambak kardeşim,
Azap vardır ve gerçektir.Ama allah bizleri azap çekenlerden eylemesin.
Mühendis bey,
Amin ecmain.Size katılıyorum.Önemli olan başlamaktır.Gerisi allah'ın izniyle gelir.
Duha hanım,
Havf ve reca;Korku ve ümit halidir.Allah'ın rahmetinden ümid kesmemek ve azabından da korkmak gerek.İnsanlara karşıda hüsn-ü zanla görevliyiz elbet.Su-i zan etmememiz gerek.

Adsız dedi ki...

Cumanız mübarek olsun.

emircan dedi ki...

Sağolun,sizinki de mübarek olsun.