Pazar, Kasım 12, 2006

TÜRKİYE' DE DOMUZ GERÇEĞİ

Bugün ülkemizde ne acıdır ki 80’nin üzerinde domuz çiftliği faaliyet göstermektedir. Ülke coğrafyasında dağılımı ise şöyle: Eskişehir, Çorum, Kastamonu, Manisa, Isparta, Kayseri, Mersin, Bilecik, Erzincan, Adana, Denizli, Bursa (Karacabey,Ertuğrul köy, Hançerli Köy, Çınarlı Köy) Burdur, Gökçeada, ızmir (Menemen, Kısıklı Köyü) Balıkesir, Afyon(Emirdağ), Kütahya, ıstanbul (Arnavutköy, Ayazağa, Acımaşlı köyü, Habibler, Kemerburgaz, Beykoz, Terkos, Cendere, Halkalı, Polonezköy, Zeytinburnu, Çorlu) vs.

Bu çiftliklerin sahiplerinin ve çalışanlarının çoğu ne yazık ki kendisini müslüman olarak kabul etmektedir.

Bu çiftliklerde yılda 1 milyonun üzerinde (yanlış duymadınız) domuz, kesimhanelere gitmektedir. Kesimhanelere gelince,bir çoğu sucuk,salam, sosis imalat hanelerinin bünyesinde bulunmakta bir kısmı kaçak kesimhanelerde, çok azı da Belediyelerin kontrolunda olan kesimhanelerde kesiliyor. ıstanbul’da Sütlüce Belediyesinin kesim hanesi en meşhurlarındandır.
Kesimhanelerde kesilen domuzlar daha sonra nerelere gidiyor? Etler ve yağlar sucuk, salam, sosis fabrikalarına,otellere, tatil köylerine, büyük, küçük marketlere, büfelere, iç yağları sabun fabrikalarına, ilaç fabrikalarına, kozmetik imalatına, bazı margarincilere; kıllar fırça imalatçılarına; işkembe, bağırsak, ciğer gibi sakadatları kozmetik ve ilaç sanayiine, göz ve bazı iç organları hastahanelere; bazı artıklar yem sanayiine; deriler dericilere dağıtılmaktadır.

İşte böyle yılda 1 milyondan fazla kesimi yapılan domuzun her eczası hayatımızın çeşitli kademesinde farkına varmadan, bilgimizin dışında karşımıza çıkabilecek durumdadır. Ve bunu kontrol edecek, müslüman halka bildierecek hiçbir resmi ve sivil merci bulunmamaktadır. Sucuk, salam, sosis ürünlerinde etiketlerinde kullanılan katkı ve yardımcı maddelerin hangi hayvan cinsine ait olduğu yazılması kanuni bir zorunluluk olmasına rağmen, etiketleride bu bilgileri bulmak mümkün olmamakta. Hatta sosisler etiketsiz bile satılabilmektedir.
Sosis, salam, sucuk imalathanelerine gelince; bunu kontrol etmek hemen hemen hiç mümkün değildir. Çünkü bunu aleni yapan çok az firma var. Çoğu bu işi bile bile ve gizli yapıyor.

şişli’de Foti-Onur-Fomar
Ayazağa’da Çerkezo-Sifko imalathaneleri
Ayazağa’da Adela
Çatalcada Trakya Et ve Süt A.ş.
Gourmet
Arnavutköy yakınlarında Karlıbayır mevkiinde Marmara salam imalathanesi
Pepço,şütte,Artem,ıdeal,Özarzum imalathaneleri


Bu imalathaneler gibi ülkemizde 100’ün üzerinde imalathane var. Bu imalathanelerde markalı, markasız, etiketli, etiketsiz, domuz eti ve yağı katılmış çeşitli salam, sosis, sucuk ve jambon üretilmekte ve maalesef bunlar müslüman halka yedirilmektedir. Sadece ıstanbul’a günlük giren domuz eti miktar 30-40 ton civarındadır. Bu etlerden yapılan ürünleri gayri müslümler değil, bilerek veya bilmeyerek müslüman inancına sahip vatandaşlar tüketmektedir.
KAYNAK:Reşit Haylamaz “Türkiye’de Domuz Gerçeği”

18 yorum:

suveyda dedi ki...

aman Allah'ım bu rakamlar az boz rakam değil korkunç sayılabilecek seviyede.

en kötüsüde bu çiftlik sahiplerinin müslüman olduğunu düşünmek.

bi kaç yıl önce batum'a gitmiştim.domuz yetiştiren küçük çiftlik gibi bi yer görmüştüm.Kokusundan tutundan etrafına varana kadar iğrençti.Zor durmuştum.O gün bugün aklıma geldikçe midem bulanır.

Bırak kendin yemeyi bunca insanın sofrasına getirmeyi başarı sayan bunca insan bunun hesabını nasıl verecek.

Nedir çözüm o zaman?
kalabalık ve bilmediğimiz ortamlarda et yememek
güvenli yerlerden alışveriş yapmak
kesim yerlerinde bizzat bulunmak
vs vs.
en iyisi kendin kes kendin ye.
yada hiç et yeme.
bu kadar durum bozukken gel de et ye.

Ali Kahya dedi ki...

et sektöründen bir arkadaşım bir defasında "türkiyede yaşayan herkes ömründe bir tane domuz tüketiyor" demişti.

suveyda dedi ki...

bu büyük bir laf Ali bey,
durum o derece olamaz heralde.

Duha dedi ki...

Olabilir mi olamaz mı? Bence sadece domuz eti için değil birçok konuda gösterilmesi gereken hassasiyet gösterilmiyor. Bu bilincin tabana yayılması gerekli.Tanıdık firmadan alışveriş edelim demişken.Son zamanlarda basında bile hassas olduğu bilinen tanınmış bir firmanın ürünlerinde hoş olmayan durumlar yaşandı.(Görüldüğü gibi ser veriyor sır vermiyorum.Reklam da yok:P)
Bizler birey olarak ne yediğimiz ne içtiğimiz, giydiğimiz vb.konularda üzerimize düşen hassasiyeti göstereceğiz. Eğerki bu gayretimize rağmen istemimiz dışında bu tür bir tüketimimiz olursa onun vebali de günahıda sorumluluların boynuna..

cenkunal dedi ki...

O firmayla ilgili haberler çıktı evet,ama Hayrettin Karaman Hoca da o konuda açıklamalarda bulundu.
Durum farklıymış yani,bildiğimiz gibi değil.

suveyda dedi ki...

cenkunal bey konuyu biraz açar mısınız?

Hayrettin Hocanın açıklaması neydi mesela?

ben bu olaya fransız kalmışım.merak ettim.

Duha dedi ki...

Evet Cenkunal bey, Söz konusu açıklamayı ben de kaçırdım.

Ali Kahya dedi ki...

ne firması, ne eti, ne açıklaması? benim de haberim yok. bildiğim; bir tane domuzu yiyor olduğumuz :)

hayreddin hocanın açıklamalarına da artık daha mesafeli duruyorum ne yazık ki. gazoz konusundaki açıklaması zorlama bir yorum gibi gelmişti bana.

Suat dedi ki...

Himm, bu kadar oldugunu tahmin etmiyordum, o zaman kendimizi korumamiz oldukca zor. Burda da niyetler one cikiyor herhalde..

Kâzım Mızrak dedi ki...

@ Suat

Niyetler öne çıkıyor denilerek, bu işten sıyrılamayız. Burada mesele niyet değil; zira bir davranış ile, bir düşünce ile karşı karşıya değiliz.

Organik olan bas bayağ somut bir domuz mahluku var karşımızda.

Dolayısıyla, bu işten etkilenen vücudumuzdur, organlarımızdır; bedenimiz, sıhhatimiz, ve nihayetinde kalbimiz!!!

Bizler bunun farkında olamıyoruz, yani mundarlığın kalbimize nüfuz etmesindeki süreçten.

Ne yediğimizin önemi var efendim, niyet burada para etmiyor.

Ben bilmiyordum, domut eti yemişim demek; onun zararlarından bizi korumaz.

Ne tür zararları olduğunu bana sormayın, lâkin uzak durun yemeyin denilmişse bir hikmeti vardır bu sözün diye inanıyorum.

Bilen birisi varsa zararlarını anlatsın lütfen, merak ediyorum...

Yine de düşüncenize saygı duyuyorum, anlatamadıksa suç bizim kardeş...

Saygılarımla,

Serra yiLmaz dedi ki...

Umarim yanLi$tir bu soyLeniLenLer.. Uzuldum gercekten de.. O zaman biz yurtdi$inda daha duzgun besLenebiLioruz demektir. En azindan heLaL urun beLLi.

~Serra

emircan dedi ki...

Suveyda hanım,
Dediğiniz gibi azami dikkat etmek gerek.Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar daha da dikkat etmesi gerek bence.
Ali bey,
Çok iddialı bir söz.Ama bir bildiği olmalı arkadaşınızın.Ama ben kendi adıma tüketmediğimden adım gibi eminim:)

Suat bey,
Bence gerekli hassasiyeti göstermek lazım öncelikle.

Cenk abi,
Yorumunuzu açıklayıcı,tamamlayıcı bir yorum daha bekliyoruz aslında:)

Duha hanım,
Genellikle böyle bir hassasiyetin olduğunu maalesef söyleyemeyiz.Tüketiciler bence bilinçsiz.İnşallah yanlış tahmin edyorumdur.

Kazım kardeş,
Size katılıyorum.Bu noktada sadece niyet yeterli değildir.

Serra hanım,
Öncelikle bloğuma hoşgeldiniz.
Yalnız bu bir araştırma neticesinde kaynağını belirttiğim eserde yazılan gerçeklerdir.Keşke söylenti olsa...
Sizin bulunduğunuz ortamda böyle bir problem var'mıdır,yok'mudur bilmiyorum.İnşallah yoktur.Ama yine de tedbiri elden bırakmamalı diyorum.Selametle...

mehmetabi dedi ki...

Emircan Bey
Türkiyede "domuz" gerçeğini açıkladınız bilgi sahibi olduk sağolun
Birde yapılan "domuzluklar" ı analatsanız çok memnun oluruz
Allah hepimizi domuzlardan ve domuzluklardan muhafaza etsin

emircan dedi ki...

Yapılan "domuzluklar"o kadar çok ki sanırım ben bu yapılanları anlatmaya kalksam bloğum yetersiz kalır:)Ama bazı arkadaşlar buna benzer konuları işlemekte zaten.En dikkatimi çeken de medyatenkitleri adı altında yazılar yazan arkadaşımız:)
Bu arada mehmet abi sizin gibi büyüklerimizi de aramızda görmek isteriz:)

mehmetabi dedi ki...

Haklısınız Emircan Hocam

Medyatenkitlerini de ilgi ve zevkle takip etmeye çalışıyorum
Hazırlayana teşekkür ederim

mehmetabi dedi ki...

Estağfurullah Hüsnü zannınız için teşekkür ederim
Sizlerle olmak büyük bir zevk ve şeref benim için
Sizleri ilgiyle ve istifade ederek takip etmeye çalışıyorum

mehmetabi dedi ki...

Emircan Bey
Medya Tenkitlerine tenkit etme değilde müsaadenizle bir izlenimimi sizinle paylaşmak istiyorum
Bu blogu hazırlayanda sanki ilk günkü kadar heyecan ve performans yok gibime geldi yanılıyormuyum?
Nedendir acaba?

emircan dedi ki...

Mehmet abi,
Medya Tenkitlerini hazırlayan arkadaşla ilgili görüşlerinize aynen ben de katılıyorum.İlk zaman ki gibi heyecanı yoktur.Sanırım fazla vakit bulamıyordur.Ama inşallah bu yorumları okurda tekrar şevklenir,yazar da bizlerde istifade ederiz.